Bir durun Kardeşim!

Daha dün bir, bugün iki… Bir durun kardeşim! 200 kişinin içinde ben niye yokum, filan niye yok, filan niye var? Ağızlar durmuyor, kalemler, pardon klavyeler durmuyor. Sosyal medya namına ne varsa maşallah herkes döktürüyor.

Milliyetçi arkadaşlara, dostlara sesleniyorum. Allah aşkına milliyetçiliği iktidara getirmemeye mi programlandık biz? Mevcut iktidara ciddi bir alternatif doğdu. Daha ilk günden bu alternatifi yok etmeye mi programlandık? Mevcut iktidara mahkûm mu olmak istiyorsunuz? Tabii ki bu iktidarı tutuyorsanız, onun gidişini beğeniyorsanız söyleyecek bir şeyim yok. O zaman kendinizi, yazdıklarımın muhatabı kabul etmeyiniz. Ama yok, bu iktidar artık gitsin diyorsanız, bir durun ve ortaya çıkan yeni umudu söndürmeyin.

Mevcut iktidarı beğenmiyorsanız, bir düşünün bakalım, beğenmediğiniz bu iktidardan nasıl kurtulacaksınız. CHP taş çatlasa % 30’a ulaşamıyor. Biliyorum, zaten çoğunuz CHP’ye de oy vermek niyetinde değilsiniz. MHP yerinde sayıyor. Hayır, keşke yerinde saysa. Beş ayda 80 milletvekilinden 40 milletvekiline indi. Birçok teşkilatını feshetti. Birçok teşkilatı da istifa etmek zorunda kaldı. Bu cümleler MHP’yi tenkit değil sadece tespittir. Şimdi tenkidimi de söylüyorum. Benim için ve birçok arkadaşım için ve daha pek çok milliyetçi için âdeta kutsal bir isim olan, nice yıllarımızın ümidi olan MHP, maalesef, milliyetçiliğe düşman olduğunu açıkça ve defalarca ifade eden, söz ve icraatıyla bunu defalarca gösteren bir partinin yanına konuşlandı. MHP’lilerin o parti ve lideri için neler söyledikleri, yazılı ve görüntülü medyada duruyor. Yüzlerce ve belki de binlerce örnek var. Şimdi, bu partinin, milliyetçiliğe düşman olduğunu iddia ettikleri bu partinin yanında konuşlanmış durumdalar. Bizim nice yılımızın kutsalı olan MHP bu durumda. Böyle olduğu için de bırakın iktidar olmasını, meclise girmesi bile zor görünüyor. Meclise giremeyecek olan, haydi müsamahalı konuşayım, girse bile çok az sayıda milletvekili çıkaracak olan bir MHP. Onun yanında % 30’u bulamayacak olan bir CHP. Bu durumda hangi parti yine iktidar olacak? Bunu mu istiyoruz? Bunu mu istiyorsunuz?

Dedikodunun bini bir para. Bir de FETÖ’cülük tutturulmuş. Vallahi ben de şu anda masanın başında oturup klavyenin tuşlarına basmıyorum. Kırk defa söylerseniz emekli bir öğretim üyesi olmadığıma inanacağım. Kırk defa daha söylerseniz, Yeniçağ gazetesine her hafta bir yazı yazmadığıma da inanacağım.

Arkadaşlarım, dostlarım, kardeşlerim! FETÖ’ye yardım edenlerin, FETÖ ile birlikte çalışanların, FETÖ ile birlikte Türk ordusuna kumpas kuranların sözleriyle, fiilleriyle ilgili belgeler, yazılar, konuşma kayıtları binlerce. Bunlardan bir arşiv yapsanız saraylara sığmaz. Arşiv dediysem öyle gizli saklı bir yerlerde de değil. Canlı konuşmalar, gazete arşivlerinde, youtube’da duruyor. Herkesin, her zaman rahatlıkla ulaşabileceği ortamlar, FETÖ ortaklığının çöplüğü hâlinde. Uzaklara gitmeye gerek yok. Eşeleseniz yüzlercesini, binlercesini bulacaksınız. Bütün bunlar, bu somut kayıtlar, belgeler ortada iken kim FETÖ’cü oluyor Allah aşkına? Verilen tarihleri unutmuş değilim. Dünyanın hangi hukuk sisteminde aynı hareket filan tarihte suç oluyor, ama filan tarihte suç olmuyor?

Milliyetçi dostlarım, tekrar size sesleniyorum. Yoksa siz, defalarca aldanan ve aldatanların artık aldanmayacaklarına ve aldatmayacaklarına inanıyor musunuz? Kim bilir, belki de bir kısmımız inanıyor. Öyle ya, milliyetçiler saf olur. Adamlar “dava” dedikçe, tekrar ve tekrar “dava” dedikçe kim bilir, belki de milliyetçilik davasından bahsettiklerini sanıyoruz. Vallahi 29 Ekim’de de bir güzel Atatürkçü oldular. Benim gibi en şüphecilerin bile inanası geldi. Bu “dava”, evet, milliyetçilik davası, Atatürkçülük davası. Şimdi yemek fiilinin şart biçiminin ikinci şahsını kullanacağım ama kendimi tutuyorum. Eh, bazılarına da afiyet olsun, diyorum.

Bir defa daha söylüyorum. Birilerinin “dava”sına inanıyorsanız siz de birileri gibi omuz vermeye devam ediniz. Yok bu “dava” ülkeyi felakete götürüyor diyorsanız, bir durunuz da şu yeni harekete fırsat veriniz. Daha düne kadar bu arkadaşlar, hepinizin, hepimizin arkadaşları değil miydi? Bir güvenin, bir bırakın kardeşim! Cesaretle, azimle, kararlı bir şekilde ortaya çıkmışlar. Önlerini bari biz kesmeyelim. Dedikodularla ortalığı bari biz bulandırmayalım. Şimdi bazı dostların “ama…” diye söze başlamak istediklerini hissediyorum. Bir kere de “ama…” demeyin arkadaşlar!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*