SALDIRI ALTINDAYIZ

6 Mayıs 2016

Alman Parlamentosu 2 Haziran günü 1915 yılında Türklerin Ermenilere soykırım yaptığı ile ilgili tasarıyı oyladı. Tasarı kabul edildi. Tasarıya bir Alman parlamenter ret oyu verdi bir parlamenter de çekimser kaldı.

1915 ve 1920 yılları arasında Türkler Ermenileri toplu katletmedi, fakat emperyalist devletler tarafından silahlandırılan, kendilerine Osmanlı İmparatorluğu toprakları üzerinde devlet kurmaları vaat edilen Ermeniler savaş sebebiyle korumasız kalan Türk köylerine saldırdılar. Ermeni çetelerinin 1915 -1920 yılları arasında katlettiği ve toplu mezarlara gömdüğü vatandaşlarımızın sayısının 800.000’i geçtiğini tarihçilerimiz tespit etmiştir.

Ermenilerin 1915-1920 yılları arasında, Doğu ve Güney Doğu bölgelerimizde yaşayan savunmasız halkımıza, toplu katliam yaptığını gösteren tarihçilerimizin elinde çok sayıda delil vardır, fakat Türklerin Ermenilere yönelik toplu katliam uyguladıklarını gösteren bir tek delil yoktur.

Birinci Cihan Savaşı sonunda İstanbul’u işgal eden İngilizler, çoğunluğu İttihatçı olan 145 Osmanlı yetkilisini gözaltına almış ve tutuklamışlardır. Bu, 145 Osmanlı yetkilisi yargılanıp cezalandırılmak üzere Malta Adası’na gönderilmişlerdir.

Malta Adası’nda iki yıldan fazla hapis kalan Osmanlı yetkilileri hakkında “Ermenileri toplu olarak katletmek” suçunu işledikleri iddiasıyla adli soruşturma yapılmıştır. Soruşturmayı Londra’daki Kraliyet Başsavcılığı yürütmüştür.

İngiliz Kraliyet Başsavcılığı’nın soruşturması, Sevr Anlaşması’nın Ermeni katliamı iddialarıyla ilgili 230 ve 231. maddelerine dayandırılmıştır.

İşgal Sürecinde el konulan ve büyük bölümü Londra’ya taşınan Osmanlı arşivinin yanında Amerika’da olduğu varsayılan tüm belgeler taranmış ötesinde, Mısır’da, Irak’ta, Kafkasya’da Ermeni katliamına dair kanıt aranmıştır.

Kraliyet Başsavcılığı’nın bütün çabalarına rağmen, Osmanlı yetkililerinin işledikleri iddia edilen suçla ilgili, bir ceza mahkemesinde geçerli sayılabilecek tek delil bulunamamıştır.

Bunun üzerine İngiliz Kraliyet Başsavcılığı, 145 Osmanlı yetkilisi hakkında takipsizlik kararı vermiştir. İngiliz Dış İşleri Bakanlığı’na, 21 Temmuz 1921 tarihli bir yazıyla açılacak bir davada ellerinde bulunan kanıtlarla Ermeni katliamıyla suçlanan Malta Adası’ndaki Türklerden hiçbirinin cezalandırılmasının mümkün olmadığını bildirmiştir.

İngiliz Dış İşleri Bakanlığı, Kraliyet Başsavcısı’ndan, tutuklu Türkler aleyhine cezai bir dava açılamayacaksa, siyasi bir dava açılmasını istemiştir. Gerçek bir hukukçu olduğu anlaşılan Kraliyet Başsavcısı, İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın bu teklifini kabul etmemiştir.

1915 yılındaki Ermeni tehciri katliam olarak nitelendirilemez. Tehcir, Birinci Cihan Savaşı sırasında gerekli görülmüş bir tedbirdir.

Benzer tedbiri, 2. Cihan Savaşında ABD, Japon asıllı vatandaşlarına uygulamıştır. Japon asıllı vatandaşlarının, ABD’ne, yönelik tek bir eylemi olmadığı halde, ABD riski göze alamamış, Japon asıllı vatandaşlarının, savaşta hasmı olan Japon Devleti lehinde faaliyette bulunabileceği düşüncesiyle, bulundukları yerlerden zorla almış, onları savaş sonuna kadar ABD toprakları ortasında bir kampta tutmuştur. ABD bu tutumu sebebiyle kimse tarafından suçlanmamıştır. Suçlanamaz da.

Biz de, Birinci Cihan Savaşı şartlarında vatandaşlarımızı Ermeni çetelerinin baskınlarından korumak, ordumuzun geri hatlarını ve ikmal yollarını emniyete almak için Ermenileri tehcir etmemiz sebebiyle soykırım yapmakla suçlanamayız. Tehcir, asla soykırım olarak nitelendirilemez. Bir tedbirdir soykırım olarak nitelendirilmesi vicdansızlıktır.

AİHM’nin verdiği Perinçek Kararı vardır. Gerçi AİHM, Perinçek kararında, olayı AİHS’nin düşünceyi açıklama özgürlüğünü düzenleyen 10’uncu maddesine göre incelemiştir.

AİHM; “Türkler Ermenilere soykırım yapmadı,” demeyi suç kabul eden İsviçre yasasının AİHS’nin 10’uncu maddesini ihlal ettiği hükmünü vermiştir.

AİHM kararın gerekçesinde ayrıca önemli tespitte bulunmuş, 1915 olaylarının, Almanların Yahudilere uyguladığı soykırımla benzerliğinin olmadığını vurgulamıştır.

Alman Parlamentosu’nun çıkardığı, Türkleri Ermenilere soykırım uygulamakla suçlayan yasanın hukuki geçerliği yoktur. Böyle bir kararı ancak yetkilendirilmiş uluslararası bir ceza mahkemesi verebilir. Bu hususu Alman parlamenterlerin de bildiğini sanıyorum. Burada amaç, Türkiye’yi siyasi baskı altına almaktır. Almanya bu konuda yalnız da değildir. Merkel’in, ABD’nin isteği ile bu kararı Alman Parlamentosu’ndan çıkardığını söyleyenler de vardır.

Türkiye gerçekten saldırı altındadır. Büyük milletimiz bu saldırıları elbette karşılayacak güçtedir.

Bugünkü dünyanın siyasetçilerine güvenmiyorum. Hukuka inanıyorum, hukukçulara güvenmek istiyorum. Alman Parlamentosu’nun, Türkiye Ermenilere soykırım yaptı, kararı almaya yetkisi yoktur. Vatan Partisi bu kararın iptali için dava açmaya hazırlanıyor. Burada Vatan Partisi yalnız bırakılmamalı, bütün Türkiye bu kararın iptali için birlik olmalı, çalışmalıdır. Bu görev, öncelikle mevcut hükümete düşer. Almanya’ya uygulanacak yaptırımlar da düşünülebilir, fakat ben, Alman Parlamentosu’nun bu kararının, AİHM veya Birleşmiş Milletler kararıyla iptal edilebileceğini düşünüyorum. Alman Anayasa Mahkemesi de kararı iptal edebilir. Türkiye, parlamentonun, soykırım ile ilgili kararını iptal talebiyle Alman Anayasa Mahkemesi’ne götürmenin bir yolunu bulmalıdır.

Bir konuya daha değinmek istiyorum. CHP İstanbul Milletvekili Selina Doğan, Alman Parlamentosu’nun kararını doğru bulmuş; ”Bu tarz kıyımlar, insanlığa karşı işlenen suçlardır. Kınayarak, oradan büyükelçileri çağırarak, Mercedes kullanmayalım gibi hamasetlerle geçiştirilebilecek bir konu değil” diyor. Selina Doğan, “1915 yılında Türkler Ermenilere toplu katliam yaptı” diyor ve Türkiye’nin uluslararası bir ceza mahkemesine gitmesini söylüyor.

Yukarıda ayrıntıları ile anlattım. Birinci Cihan Savaşı sonunda İstanbul’u işgal eden İngilizler, savaşta görev almış, çoğu ittihatçı 145 Osmanlı bürokrat ve siyasetçisini gözaltına aldı ve tutuklattı. Tutuklu Osmanlı görevlilerini Malta Adası’na gönderdi. Osmanlı görevlileri, Malta Adası’na yargılanmaları için gönderilmişlerdi. Osmanlı görevlileri ile ilgili adli soruşturmayı, İngiltere Kraliyet Başsavcılığı yaptı. İsnat edilen suç, Ermenilere toplu katliam yapmaktı. Kraliyet Başsavcılığı yetkisini, Sevr Anlaşmasına Ermenilerin bize toplu katliam yapıldı iddiaları ile ilgili konan 230 ve231. maddelerinden alıyordu. Kraliyet Başsavcılığı iki yılı aşan süre araştırma yaptı. Araştırmaları sonucunda Ermenilere toplu katliam yapıldığını gösterir ve dava açılmasını gerektirecek hiçbir delil bulamadı. Osmanlı görevlileri hakkında takipsizlik kararı verdi.

Herhalde anlaşılmıştır. Bizim elimizde uluslararası yetkilendirilmiş adli bir merciin, İngiltere Kraliyet Başsavcılığı’nın, Türkler Ermenilere toplu katliam yaptı iddiaları ile verdiği bir takipsizlik kararı var. Biz neden uluslararası bir ceza mahkemesine gidelim. İngiltere Kraliyet Başsavcılığı’nın verdiği takipsizlik kararını beğenmeyen Ermenilerdir. Ermenilerin elinde delil varsa parlamentolardan hukuki hiçbir geçerliliği olmayan kararlar çıkartmaya çalışmasınlar, uluslararası bir ceza mahkemesine gitsinler, ama gidemezler, çünkü soykırım iddiası yalandır. 1915 yılında savunmasız Türk köylerine baskın yapan ve yaşlı, genç, kadın, erkek ayırımı yapmadan hepsini katleden Ermeni çeteleridir. Selina Doğan’a bunu söylemek istedim…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*