Putin’in Çelişkisi

Bağımsız Kürt  Devleti Görüşü  ile Kırım Tatar Türklerine Yönelik Tutumu Çelişkilidir

Prof. Dr. S. Rıdvan Karluk

27 Aralık 2016

Geleneksel yıl sonu  basın toplantısında  Vladimir Putin, Kürt Halkı’nın bağımsızlık talebine ilişkin soruyu  şöyle cevaplamıştır: “Rusya’nın Kürt halkıyla her zaman özel ve sıcak ilişkileri oldu. Kürt Peşmerge güçleri terörizmle mücadelede olağanüstü derecede cesur ve etkili davrandı. Egemenliğe gelince, uluslararası hukuk çerçevesinde hareket edilmesi gerekiyor. Kürt halkının hakları korunacak fakat spesifik meseleler Irak ve Kürt halkı tarafından belirlenecek. Irak’ın iç işlerine karışmayacağız.”

Putin, Türklerden çok Kürtlere sıcak bakan bir liderdir. Çünkü, Türkiye’nin ısrarlı taleplerine rağmen Moskova’daki PKK ve PYD temsilciliklerini kapatmamış, Batı dünyası PKK’yı terör örgütü olarak tanımasına rağmen Rusya bu konuda adım atmamıştır.

Rusya tarafından kapatılan Kırım Tatar Milli Meclisi Ankara’da  resmi bir temsilcilik açsa acaba Rusya’nın tutumu ne olurdu?

Rusya Adalet Bakanlığı 18 Nisan 2016  tarihinde,   Kırım Tatar Milli Meclisi’ni   aşırı faaliyetler  sebebiyle  çalışmaları durdurulan dini ve sivil toplum örgütleri listesine almıştır. Bunun üzerine Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland 26 Nisan da,  Dışişleri Bakanlığı ise 27 Nisan’da Rus mahkemesinin Kırım Tatar Milli Meclisi’ni aşırıcı örgüt kapsamına alarak faaliyetlerini yasaklama kararını  kınamıştır.

Rusya, Kırım Tatar Türklerinin lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun Rusya’ya girişini yasaklamıştır.  Türkiye’deki  Tatar kökenli büyük nüfus sebebiyle  Kırım,  Türkiye  için büyük önem taşımaktadır. Çünkü Kırım, Kırım Tatar Türklerinin anavatanıdır, Rusların değil.

Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşması  her  iki  tarafında lehinedir. Fakat bu yakınlaşma, Türkiye’nin geçmişten buyana izlediği temel politikalar ile çelişmemeli, Kırım bu sürece feda edilmemelidir.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass, Türkiye  Rusya yakınlaşması konusunda çok önemli bir uyarıda bulunmuştur: “Türkiye’nin Rus hükümetinin diğer bir takım politikaları ve bölgedeki davranışlarıyla ilgili temkinli davranmasını da beklerim” görüşünü savunarak, “Rusya hükümeti ise uluslararası sınırları değiştirmek ve başka bir ülkenin bir kısmını ilhak etmek amacıyla son yıllarda askeri güç kullanmış olan tek Avrupa hükümetidir.”

Büyükelçi  Bass’ın ifadesiyle  başka  ülke,  Ukrayna ve  Kırım’dır.  

Eski Sovyet topraklarını doğal sınırları olarak görüp kendi etrafında bir  savunma  alanı yaratmak isteyen  Putin,  Ukrayna’nın bağımsızlığını içine sindirememiştir. Yarımada 1954 yılında Sovyet lider Nikita Kruşçev tarafından Ukrayna’ya bağlanmış, 1991 yılında  “özerk cumhuriyet” statüsünü almıştır.

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra da Ukrayna’ya bağlı özerk yapı olarak varlığını sürdürmüştür. 16 Mart 2014 tarihinde yapılan  ve uluslararası hukuka  aykırı bir şekilde yapılan,   Kırım Türklerinin katılmadığı  referandum sonucunda  Rusya’ya bağlanma kararı çıkmış, bir gün sonra Kırım Parlamentosu Rusya’ya bağlanma talebini  açıklamıştır.

17 Mart 2014’de   Putin Rusya’nın Kırım’ı ilhakını onaylamış ve Kırım Rusya’ya katılmıştır. 27 Mart’ta BM Güvenli Konseyi Kırım referandumunun yasal olmadığını belirten  karar almıştır. Oysa 1994 Budapeşte Memorandumu ile ABD, Birleşik Krallık ve Rusya Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü taahhüt etmişlerdi.

Kırım Tatar Türkleri,  Ukrayna’nın toprak bütünlüğünden yana  olduklarından  referandumu boykot etmiştir. Kırım’ın Rusya’ya bağlanması sonrasında  Tatarca Kırım’daki üç resmi dilinden biri  sayılmış ve Tatarlara parlamento, hükümet ve yerel  yönetimlerde  belli oranda temsil hakkı sağlanması öngörülmüştür. Fakat buna  rağmen  gelişmeler bu yönde  olmamıştır. Rusya  Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun Rusya’ya girişini yasaklamış ve Kırımoğlu anavatanı Kırım’a sokulmamıştır.

Türkiye ve Rusya  arasında 500 yılı aşkın  ilişkilerde  onlarca  savaş gerçekleşmiştir. İki ülke arasında bu anlamda tarihsel bir karşıtlık olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Rusya ve  Anadolu’nun jeopolitik etki alanı karşı karşıya gelmiştir ama  son on yılda  ilişkiler olumlu yönde gelişmiştir. Rusya Türkiye’nin ikinci büyük ticaret ortağı olmuş, Rus turistler Türkiye gelen ikinci büyük grup haline gelmiş,  iki ülke arasındaki yatırım hacmi 15 milyar dolara ulaşmıştır.

Rusya, Türkiye’nin en büyük enerji tedarikçisidir, Türkiye’nin ilk nükleer santralinin yapımcısıdır. Türk-Rus ilişkilerinde dostluk ve işbirliğinin yaşandığı dönemler de vardır. Kurtuluş Savaşı sırasında Rusya’nın egemen olduğu Sovyetler Birliği’nin Anadolu’ya sağladığı siyasi ve ekonomik destek bunlardan biridir. Türkiye’nin  Batı’nın Rusya’ya yönelik yaptırım kararlarına  katılmama yönünde bir tutum benimsediğini de unutmamak gerekir.

Türkiye ve Rusya  bölgelerinde barış ve istikrarın  sağlanması ve ekonomik hayatın güçlendirilmesi konusunda ortak çıkarlara sahiptir.  Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü ve  Karadeniz’de Askeri  İşbirliği (Blackseafor) gibi önemli  kuruşlarda ortak çıkarlara sahiptir. Bununla beraber  her iki ülkenin ulusal çıkarları  rekabet halindedir.

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra  Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçisi olan Albert Çernişev, Ankara’da benim Başbakanlık Başmüşavirliği’nde hazırladığım bağımsızlığını  kazanan Türk Cumhuriyetleri ile Türkiye arasında  ekonomik entegrasyonunu öngören “Türk Ödemeler Birliği”  anlaşma taslağı  hakkında  bir resepsiyonda benden bilgi istemişti. Talep olumlu karşılanmamıştır ama ben  Rusya’yı rahatsız etmemek için taslağın ismini  Türk kelimesini çıkararak “Avrasya Ödemeler Birliği” olarak değiştirmiştim.

Çernişev Hürriyet’ten Nuriye Akman’a verdiği demeçte,  “Biz Türkiye ile Türk Cumhuriyetler arasındaki ilişkilerin bir an önce devletlerarası ilişkilere özgü normal ve uygar düzeye ulaşmasını dileriz. Bu ilişkiler ilkel düzeyde,  yani ‘Biz Türküz’ açıklaması ile sınırlı kalmasın demişti.

Türkiye ve Rusya’nın dünyaya bakışları her zaman örtüşmemektedir.

Türkiye ve Rusya arasında PKK ve PYD, Kafkaslarda Yukarı Karabağ, Balkanlarda Kosova, Orta Doğu’da Suriye, Doğu Akdeniz’de Kıbrıs konularında temel görüş ayrılıklarını yok sayarsak, büyük hata işleriz. Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür ama  Halep’te ateş kes için BM Güvenlik Konseyi’nde yapılan oylamada Rusya ve Çin’in veto kullandığını da  unutmamak gerekir.

Kırım Tatar Türkleri  günümüzde 1944 sürgününden sonra İkinci Sürgünü yaşamaktadır. Kırım’daki gelişmeleri göz ardı etmeden ve Kırım’daki soydaşlarımız üzerindeki baskıyı  Rusya’ya hatırlatarak ilişkilerin dengeli ve karşılıklı çıkarlar kapsamında geliştirilmesi, taraflar için çok önemlidir.

Uçak kazasında hayatlarını kaybeden Rus vatandaşları için üzgünüm. Yakınlarını kaybedenlere ve Rus halkına başsağlığı dilerim.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’dan Önemli Bir Tespit

 Cumhurbaşkanı  Erdoğan Orman ve Su İşleri Bakanlığı toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada  “Dünyanın ve bölgemizin yeniden yapılandırılmaya çalışıldığı şu kritik dönemde, eğer durmaya kalkarsak kendimizi bulacağımız yer, Sevr şartlarıdır”  diyerek  önemli bir tespitte bulunmuştur. Geçen hafta bu köşedeki yazımda da  belirttiğim gibi Cumhurbaşkanı şu önemli açıklamada bulunmuştu: “Yaşadığımız bu dönem en az İstiklal harbi kadar zordur. Bugün adı konulmamış bir Sevr tehdidi ile karşı karşıyayız.

Sevr Anlaşması Birinci Dünya Savaşı  sonrasında itilaf devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu arasında 10  Ağustos 1920 tarihinde Paris’in Sevr (Sevres)  kasabasındaki Seramik Müzesinde  (Musee National Ceramique) imzalanmıştır. Seramik Müzesi, Türkiye için Anlaşma’nın imzalandığı yer olması bakımından önemlidir. Bir diğer önemi de,  açılışı 8 Mart 2001 tarihinde yapılan Ermenilerin diktiği sözde Ermeni Soykırım Anıtı’nın bu müzenin önünde bulunmasıdır.

Sayın Cumhurbaşkanının atıfta bulunduğu Sevr Anlaşması’nda Kürdistan’ın  kurulmasına ilişkin hükümler vardır.

Anlaşma’nın 62-64’ncü maddeleri Kürdistan ile ilgilidir. İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir Komisyon, Fırat’ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak, bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti’ne bağımsızlık için başvurabilecektir.

Yaşanan son olaylara bakılırsa, Bugün adı konulmamış bir Sevr tehdidi ile karşı karşıyayız   tespiti karşısında, Türk milleti” olarak  daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyacımız  olduğu kanısındayım. Bu kapsamda eski ABD Başkanı George W. Bush’un Ulusal Güvenlik Danışmanı ve Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’in  Orta Doğu’da  “ 22 ülkenin sınırı değişecek” açıklaması unutulmamalıdır.

İngiliz Başbakanı William Edward Gladstone’un yaptığı  değerlendirme  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tespiti ile örtüşmektedir: “Gladstone, gayrimüslimlere eyaletlere uygun bir şekilde muhtariyet (özerklik) verilmesini sürekli olarak Türkiye’ye tavsiye edegeldi. Doğu Anadolu’da Ermeni ve Kürt devleti kurulması için Ermenilere yardım etmiş ve 1880’den sonra sürekli olarak Osmanlı’ya Doğu Anadolu’da ıslahat görünümü ile baskı yaparak imparatorluğu parçalamayı hedef almıştı.”  (Halil Halid, İngilizlerin Osmanlı’yı Yok Etme Siyaseti,   Ekim Yayınları, İstanbul, 2011, s. 40-41).

 

Ünlü Tarihçi Kemal Karpat’ın Annesinin Yeğeni Kırım Tatarı Sevil Shhaideh (Canbek)  Romanya’da Başbakan Adayı

Kırım Haber Ajansı’na göre Romanya’da Sosyal Demokrat Parti ve Liberaller ile Demokratların İttifakı tarafından başbakanlık için Kırım Tatarı Sevil Shhaideh’e teklif yapılmıştır. Shhaideh,  2015 yılında Romanya’nın ilk Kırım Tatar kökenli bakanı olmuştur.  Sevil, 4 Aralık 1964 tarihinde babam rahmetli Süleyman Karluk gibi  Köstence’de doğmuştur.

Sevil,  2011 yılında evlendiği Arap kökenli eşi  sebebiyle  Shhaideh soyadını  almıştır. Anne tarafından Romanya doğumlu ünlü tarihçi Prof. Dr. Kemal Karpat’ın  akrabasıdır. Sevil Shhaideh,  Romanya bütçesinin en büyük payını kullanmakta olan Bölgesel Kalkınma ve Kamu Yönetimi Bakanlığı,  1993 – 2007 yılları arasında Köstence İl İdaresinde bilişim uzmanı olarak görev yaptıktan sonra 2012 yılına kadar aynı kurumun Proje Bölümünü yönetmiştir. Evlenmeden önceki soyadı Canbek’tir. (Geanbek) Annesi Kırım kökenli Muezel Canbek, babası Anadolu’dan Romanya’ya giden Türklerden Sadedin Canbek’tir.

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*