DEĞERLER – İLKELER

Ankara’da arı gibi çalışan bir dernek var: Millî Düşünce Merkezi. Her Çarşamba akşamı merkez binasında bir uzman, alanıyla ilgili bir konuda konferans veriyor. Bilgi şöleni adı verilen konferansların sayısı 380’i geçti. İki yıldan beri, her ayın üçüncü Pazartesi akşamı Kabakçı Konağı’nda bir kültür-sanat-edebiyat sohbeti yapılıyor. Ülkenin önemli konularında paneller ve açık oturumlar düzenleniyor. Hayati meselelerde bildiriler yayımlanıp kamuoyu uyarılıyor, aydınlatılıyor.

İşte bu dernek şimdi de Millî Stratejik Araştırma Kurumu (MİSAK) adlı bir çalışma grubu oluşturdu. MİSAK üç aydır sessiz sedasız çalışıyor; izleyeceği yol ve yöntemler üzerinde müzakereler yapıyor. Arada bir de beyin fırtınası.

15 Mayıs 2017’de yapılan beyin fırtınasının konusu “Referandumdan sonra takip edilecek siyaset hangi müşterek değerler üzerine oturmalı?” başlığını taşıyordu. 17 aydın adam iki saat boyunca bu sorunun cevabını aradı. Önce birçok müşterek değer sayıldı:

Türk milleti, Türk devleti, üniter yapı, Türk dili, hukukun üstünlüğü ve kanun hâkimiyeti (kanunların evrensel hukuka uygun olması ve uygulanmasının sağlanması), adalet, insanı temel alan bakış açısı, bireysel hak ve özgürlükler, tam ve katılımcı demokrasi, bilgi toplumu, refah toplumu, sağlıklı bir ekonomik ve mali sistem, Türk Dünyası ile güçlü bağlar, komşularla sağlıklı ilişki ve iletişim, Batı ile karşılıklı menfaatlere dayalı ilişkiler, donanımlı bir gençlik, bilimi ve bilimsel düşünceyi öne alan eğitim sistemi, güven ve siyasal etik, Atatürkçülük, laiklik, Türkçe eğitim…

Değerler sayılırken her biri bir uran (slogan) olabilecek cümleler kuruldu. İşte birkaçı:

                “Dağlar, tepeler, ağaçlar, dereler, kıyılar, limanlar… Hepsi birer değerdir.”

                “Batı ile ilişkilere evet. Şahsiyetli politika uygulamak ve sömürülmemek şartıyla.”

                “Her Türk ferdi bir değerdir. Her Türk ferdinin müreffeh olmak hakkı vardır, hür olmak hakkı vardır. Şerefli ve haysiyetli olmak hakkı ve görevi vardır. Sadakaya muhtaç edilmemek hakkı vardır.”

Toplantı sonunda en çok üzerinde durulan değerler “Türklük, ahlak, adalet, Atatürkçülük, laiklik, demokrasi, hukuk devleti, bilim” olarak tespit edildi.

Millî Stratejik Araştırma Kurumu’nun (MİSAK’ın) toplantısından sonra bazı kuruluşların ve yazarların aynı arayış içinde olduğunu görmek toplum adına güven verici bir durumdur.

Doğan Grubu “Ortak Değerler Hareketi” başlatmış ve Türkiye’yi il il dolaşarak ortak değerlerimizi tespit etmeye çalışmış. “Adalet, ahlak, güven” kavramları ortak değer olarak ön plana çıkmış. Hürriyet gazetesinin birçok yazarı ve bazı aydınlar konu üzerinde durdular, yazılar yazdılar.

CHP Genel Başkanı da 2019’a hazırlık maksadıyla yaptığı görüşmelerde bir “ilkeler bildirgesi” hazırlanması gerektiğinden bahsetmiş ve ilkeler olarak “demokrasi, parlamenter sistem, kuvvetler ayrılığı, güçlendirilmiş Meclis, adalet” kavramları üzerinde durmuştur.

Doğan Grubu dışında da bazı yazarlar, mesela Sözcü yazarı Ayşe Sucu, 05 Haziran 2017 tarihli “Ahlaksız Dindarlık Olur mu?!” başlıklı yazısında “ilkeler belirleyici olmalı” diyor ve “ahlak, sorumluluk, akıl, bilim” gibi kavramlar üzerinde duruyor.

Kurum ve kuruluşların, aydınların birbirlerinden habersiz olarak böyle bir arayış içine girmeleri iki şeyi gösteriyor: 1) Toplumu bir arada tutan değerlerin, izlenen yanlış politikalar sonucu aşındığını ve yıprandığını, 2) Toplum içindeki bazı kesimlerin, aşınmanın farkına vardığını ve çareler aramaya başladığını.

Her şey “farkına varmak” ile başlar. Musibetin farkına varıldıysa, musibet ve musibeti oluşturanlar mutlaka ortadan kalkar.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*